Her ölüm erkendir!

28.04.2010 13:30:55

'Her ölüm erken ölümdür 'diyenler!
'Her ölüm gecikmiş ölümdür' aslında:

Erkendi ölüm:
söylenmesi gerekenlerin ertelendiğindendi.
seni seviyorum demeden gidilmişti.
aman canım biliyor zaten onu sevdiğimi
söylemeye ne hacetti.

Erkendi ölüm:
daha yapacakları vardı:
esasında daha yapacaklarınız vardı
buluşuruz beraber yaparız deyip atlatılmıştı.

Erkendi ölüm:
ne yaşadı ki:
ne yaşadık ki aslında
bayramlarda bile gitmemiş
telefonla geçiştirmiştin.

Ne mi istemişti
jelatinleri şakırdayan çikolata değildi
sendin istediği
öpüp bir yanağını, elini
güleryüz göstermendi.

Erkendi ölüm:
daha güzel günler göreceğiz deyip
heveslendirdiğin,
göz açtırmadığın
kursağında bıraktığındandır.
şimdi gör istediğin gibi......

'Her ölüm erken ölümdür' değil
'Her ölüm gecikmiş ölümdür'
insanın asıl sahibine kavuştuğu zaman
nasıl erken olur.
Ancak gecikmiş ölümdür.
Kabul etmek istense de istenmese de
ölüm varsa
boşuna bu laflar.
Baki oluna kavuşulduğunda.

 

Cemal Süreyya’nın ünlü şiirinde belirttiği gibi…

Herkes her zaman bir şeyleri planlar durur, hep bir şeylerin peşinde koşturur ya ev ister ya araba ya da emekli olduğu zaman bir yerlerde sakin bir hayat sürmeyi planlar ama mutlaka bir şeyleri planlar ancak ölüm bütün bu planları alıp götürür, işte bundan ötürü her ölüm erken ölümdür…

 

Hayatta bazı şeyleri öncelik sırasına göre  düzenlerken yakınlarımızın bizden bir gün ayrılacağı aklımıza  hiç gelmez ta ki ecel vakti gelene dek..

Hiçbir şeyi doyasıya yaşayamamışlığın verdiği pişmanlık ve acı bizden de  bir parça  koparıp götürür..

 

Bu nedenle bütün ölümler erkendir…

 

Bayanlar play-off karşılaşmalarını izlemeye gideceğim günün öncesi nedendir gece bir türlü uyuyamadım. Sabahı adeta zor ettim..

Nisan yağmurlarının yağdığı bir ilkbahar sabahı camiden  duyduğum sela sonrası dondum kaldım..

Verilen selanın çocukluk arkadaşım Orhan Kayadibi’nin olması beni şoka soktu. Gözlerim doldu ve onunla birlikteki anılarımız bir film şeriti gibi gözümün önünden geçti…

Dile kolay sokak arasında çocukluğunuzun birlikte geçtiği, aynı takımda futbol oynadığınız, zaman zaman da rakip olduğunuz arkadaşınız artık yok..

Uzun süredir Alzheimer   hastalığını ile boğuşan sevgili Orhan, fani dünyaya veda etmişti..

Onun vefatı karşısında tüm yakınları gibi ben de büyük bir şok ve acı içerisindeyim…

Hayatın insanlara apansız bir çeviklikle sunduğu acı gerçekler, zaman zaman bizleri acı bir tokat misali sersemletirken, yapmakta olduğumuz işler bile bir anda anlamsızlaşarak, yapmamız gerekenlerde teselliyi aramak, birçok insanin yabancısı olmadığı bir duygu. O acı dolu duygu içerisinde her şey anlamını yitirirken, ölüm denen acı gerçeğin artık, yaşamaktan çok daha kolay olduğunu bir kez daha görmek insanın yüreğini sızlatıyor… _______

 

Yaşamak dediğimiz şey nedir sanki?..

Yarınlara doğru dolu dizgin koşarken duruvermek ansızın. Yarını görmeden bu günde, sonra dünde en sonunda geçmişte kalıvermek. Bir ağaç dalında yemyeşil dururken ansızın yerde kuru bir yaprak oluvermek. Hiç gören olmamışçasına, tanıklığı kuru gürültülere kurban meçhul bilinmezlere doğru arkasından bakıvermek? Acılarla yoğrulmuş nice zamanların yaşanmışlığında yaşanmadan tükenmiş nice umutlar için her ölüm inanılmaz, her ölüm dayanılmaz, her ölüm erkendir.

 

Hayata merhabaların verdiği mutluluk gibi, hayata vedaların verdiği acı da asla unutulmuyor…

 Ani gelen vedalar hayatın en unutulmaz ve en acı vedalarıdır. Yaşam içerisinde kimin ya da kimlerin kaç günlük, kaç aylık, ya da kaç yıllık misafir olduğunu bilmeden yaşama adına koştururken, sessiz sedasız aranızdan sıyrılıverenler karşısında yumruk yemişçesine apansız yol ortasında sendelemekle, ne gideni getirecek çareyi bulabilirsiniz ne de kalana verilecek teselliyi. Bazen ana, bazen baba bazen kardeş, arkadaş, dost ya da bir evlattır giden ve hep aynı yere uğurlanan. Dönüşü olmayan gidişlerin, giderken ateşini bıraktığı yerdeki acıların adresinde, yakılan ağıtlar hep aynıdır. Ayrı ağızlarda, ayrı yüreklerde ama hep aynı acının bıraktığı sancılarla kıvranmanın ilacı da yoktur. Yakınını kaybettiğine inanmayan bakışların gerisinde, bir gün geleceğine inanarak ve usanmadan bekleyen insanların umudu ve acı sonların kabullenilmemişliğinin izleri yatar…

 

 Bekleyişler yıllarca da sürse, acımasızca sunulan zehir gibi zaman ilacı karşısında hep yenik, hep bitkin olsak dahi ve eğer canınızdan kopan bir parça ise beklenen, teselliler ve umut arayışları, bitmeyecek sanılan yarınlara ertelenir. Oysa giden gitmiştir. Giden arkasında, tarifi mümkün olmayan duygular bırakarak gitmiştir…

 O hep yeri doldurulamayacak kadar değerli, o unutulmayacak kadar özel, o kalana çektirdiği acıyı görmeyecek kadar duyarsız, o dönmeyecek kadar vefasız ve giden, kalanların umutlarını çalarak gidecek kadar da hırsızdır.

Hayata son bakışlar fotoğraf karelerinin en tanıdık görüntüsü olsa da, ne kadar sevilen birisi olsanız da acılar fotoğraf karelerine yansıtılamıyor. Ne kadar usta ressam olsanız da acının resmi çizilemiyor. Her giden, kalanların acısını tazeler, vedalara daha öncelerden kaybedilmişlerin selamları eklenir. Evladın babaya akıttığı gözyaşlarında babalar, anneye akan yaşlarda anneler, evlada akıtılan yaşlarda ise evlatlar hatırlanır. Her damla gidenedir ve görünüşte küllenmiş zannedilen her acı olay ve her hüzün veren duygunun içinde kor halinde için için yanan bir alevi, asla tükenmeden yanar…


Hayatın her anında yaşanılan her acı bir sınavdır. Tesellisi hep yarınlarda aranan bu sonu gelmeyen acı hayat sınavlarını bitirmeden hayattan ayrılanlar, kalanlardan da çok şeyler götürmekte.. Ölüm denen acı gerçek karşısında yapabileceğiniz hiçbir şey yok! Onun karşısında aciziz, güçsüz ve zavallıyız. Etrafımızda yaşanan bunca hırs, öfke, açgözlülük, nefret karşısında, o hepimizin gideceği bir avuç toprak yeterince ders olmalı bence.
Zamanla yarış edemesek de kendimizle olan yarışlarımız için iyilik ve güzellik adına uğraşmalı. Hayat gerçekten acı ve zor, sen ise kolayı seçtin. Hayatın boyunca sosyal yaşam ve spor arasında  koştururken, her yorgunluğuna rağmen bizlerden esirgemediğin o güleç yüzünü, paylaştığın o güzel yüreğini helal et!

Güle Güle Orhancığım, nur içinde yat, mekanın cennet olsun..

 

 

SENİ UNUTMAYACAĞIZ ..

 

               

Sayfayı Yazdır

Gönderen Email Adresi :

Arkadaşınızın Email Adresi :

Yorum Ekle Tüm Yorumları Oku

Okunma Sayısı :1602


| Fırat keskinkan |
teK KElime muhteşem yazmışsınız beyefendi.görüşlerinize katılmamak elde değil. tüm insanlar bence bundan ibret almalıı
| ceyda suluca |
bu siteyi bir arkadaşım önerdi bana. inanın haberlere ve özellikle de yazarların konu seçimlerine hayran kaldım diyebilirm. emeği geçen tüm ekibe teşekkürler. bu arada bu dünyada yaşam önemli değil asıl önemli olan gerçek alem yani ahrettir.. başarılar
| SANEM TETİK |
BİR YAZI ANCAK BU KADAR HARİKA OLABİLİR.. BENCE SİZ SPOR DEĞİL DE EBEDİ YAZILAR YAZMALISINIZ. YAZINIZA İNANIN HAYRAN OLDUM. BUNU SAKLAMAK İSTİYORUM. ELİNİZE SAĞLIK ARKADAŞIM
| murat özpaksoy |
yalcın senın sahsında allah rahmet eylesın temennısınde bulunur ailesine ve sana bas saglıgı dılerım.
| sevketkesler@hotmail.com |
başın sağolsun kardeşim......


Diğer Yazılar

Potanın Perileri ve Külkedisi
Adana Demirspor’da Başkanlık!
Efsane İsmet Atlı'ya vefasızlık!
Pirzolalar ne oldu?
Mekanın cennet olsun Serkan Acar
Adana Basketbolu'nun acınacak yüzü
Gün ola..Harman ola..
Mutlu Bayramlar
Saldırılar-tehditler bana vızzzz gelir!
Tarsus Belediyespor'da neler oluyor?
 1  2  3  4  5      Sonraki >>

Copyright SPORBOX - 2014 | admin
bilgi@sporbox.net
Sporbox.net web sitesinde yer alan tüm yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Yorumlarda yer alan içerik yazarların kendi görüşleri olup; sitenin genel görüşünü yansıtmamaktadır. Bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sporbox.net sorumlu değildir

Hit : 12791581 | Dün : 10209 | Bugün : 713
Livanet Professional Design